Panik Atağı Nedir
Panik atak, beklenmedik bir anda gelen ani ve yoğun korkuyla ortaya çıkan tekrarlama eğilimi olan endişe, korku ve panik durumudur. Bireye “tehlikedeyim” hissi yaşatan bir kaygı nöbetidir.
Genellikle ortada gerçek bir tehlike yokken bile kişi kendini sanki büyük bir tehlike içinde gibi algılar. Beden ve zihnin yoğun stres karşısında verdiği alarm tepkisidir. Bastırılmış duygular, uzun süreli kaygı durumu, travmatik deneyimler ve kişinin olayları yorumlama biçimi bu süreci tetikler. Özellikle, bedensel belirtileri felaketleştirme eğilimi paniğin şiddetlenmesine yol açar.
Panik atak sırasında yaşanan belirtiler birey için çok gerçek ve korkutucudur. Ancak, panik atak hayati bir tehlike taşımaz. Panik atak geçicidir, yönetilebilir ve destekle kontrol altına alınabilir. Kişinin hissettiği bu durumu anlaması ve bedenini doğru yorumlamayı öğrenmesi iyileşme sürecinin önemli bir parçasıdır.
Panik Atak Nasıl Hissedilir?
Panik atak sırasında kalbin atışları hızlıdır. Kişi, nefes alamıyormuş gibi hisseder. Göğüste sıkışma, baş dönmesi ve bayılacakmış gibi olma hali görülebilir.Terleme, titreme,çarpıntı, üşüme, ürperme, ateş basması ya da ağız kuruluğu, bulantı ya da karın ağrısı gibi belirtiler eşlik edebilir. Birey panik sırasında “Ölüyorum” ya da “kontrolümü kaybediyorum” düşüncesine kapılır. Ölüm korkusu yoğun hissedilir.Bulunduğu ortamdan kopmuş gibi hissetme gözlenir.
Yukarıdaki belirtilerden en az 4 tanesi, ortalama 10 dakika içinde nöbet şeklinde görülüyorsa bu durumu panik atak olarak nitelendirilebilir.
Ne kadar sürer?
Genellikle panik atak dakikalar içinde başlar ve en şiddetli hali farkındalığın yüksek olduğu bireyde 10-15 dakika sürdükten sonra yavaş yavaş azalır. Ancak farkındalığın zayıf olduğu durumda paniğin süresi ve etkileri gün boyu devam edebilir.
Panik Atak ve Panik Bozukluk Arasındaki Fark Nedir?
Panik atak, aniden başlayan yoğun korku ve bedensel belirtilerle devam eden bir “atak” durumudur.
Panik bozukluk, bu atakların tekrarlaması ve kişinin sürekli yeni atak geçirme korkusu yaşamasıyla gelişen bir psikiyatrik bozukluktur.
Her panik atak geçiren kişide panik bozukluk olmaz. Ama panik bozukluğu olan bir kişi panik atak geçirebilir.
Nedenleri :
Aslında panik atak tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmaz. Genelde birkaç etkenin bir araya gelmesiyle gelişir.
Psikolojik Nedenler: Panik atakların psikolojik nedenleri bireyin düşünce biçimi, duygusal yükü ve geçmiş deneyimleriyle ilişkilidir. Kaygıya yatkın bir düşünce tarzı panik atağı artırır. “Ya kötü bir şey olursa?” “Kontrolümü kaybeder miyim?” gibi felaketleştirici düşünce biçimi bedeni alarma geçirir. Yoğun stres ve baskı bir noktada panik atağa dönüşebilir. Uzun süreli stres bireyi sürekli tetikler. Bastırılmış duygular panik atağın en önemli psikolojik nedenlerindendir. İfade edilemeyen üzüntü, öfke ya da korku zamanla birikerek paniğe neden olur. Bireyin her şeyi kontrol etme ihtiyacı en basit bir belirsizlik durumunda kaygıya dönüşebilir. Kontrol hissi azaldığında panik tetiklenir. Ayrıca, travmatik yaşantılar zihinde izler bırakır.Benzer bir his oluştuğunda vücut tekrar alarm vererek panik yaratabilir. Bedende hissedilen belirtilerin yanlış yorumlanma durumu da paniği büyütür. Örneğin, kalp çarpıntısı ya da nefesteki değişimi birey yanlış yorumlayarak tehlike gibi algılayabilir. Genelde yaşanan ilk panik ataktan sonra kişide “ ya tekrar olursa” korkusu başlayabilir.Bu korkular da yeni atağı tetikleyerek Panik Bozukluk gelişimine yol açabilir. Özetle psikolojik anlamda panik atak, düşünce, duygu ve geçmiş yaşantıların birikimi sonucunda gelişir.
Biyolojik Nedenler : Ailede panik bozukluk ya da kaygı öyküsü varsa kişide panik atağa yatkınlık artabilir. Beyin kimyasındaki dengesizlikler kaygı sistemini tetikleyebilir.Bazen beyin gerçek bir tehlike yokken bile tehlike varmış gibi algılayabilir.Bu durumda savaş ya da kaç tepkisi devreye girerek vücutta bazı değişimler gözlenir.Kalp atışı hızlanır.Nefes sıklaşır.Kaslar gerilir.Adrenalin artar. Kişi bu durumu kötü bir şey oluyor şeklinde algıladığında panik büyür. Ayrıca hormonal ve fiziksel etkenlerdeki değişimler de panik atağa neden olabilir.Tiroid problemleri, kansızlık, düşük kan şekeri, hormonal değişimler ve fazla kafein tüketimi tetikleyebilir. Nefes düzenindeki değişimler de kişide kaygı yaratabilir. Hızlı ve yüzeysel nefes alma biçimi baş dönmesi ve çarpıntı yaratarak panik hissini artırabilir.
Bedensel Tetikleyiciler : Bireyin fiziksel bedenindeki değişimleri beynin “tehlike” olarak algılamasıyla ilişkilidir. Vücuttaki küçük değişimler paniği başlatan nedenlerdendir. Kalp çarpıntısı, baş dönmesi, göğüste sıkışma, terleme, titreme, mide rahatsızlıkları ve uyuşma gibi değişimlerdir. Örneğin, birey “kalbim hızlı atıyor, kalp krizi geçiriyorum” ya da “ başım döndü, bayılacağım” gibi yorumlaması korkuyu artırır. Korku arttıkça beden belirtileri de artar ve bu durum kısır döngüye dönüşür.Uykusuz kalmak, düşük kan şekeri, yoğun egzersiz sonrası çarpıntı, hızlı nefes alma, hastalık korkusu ve kalabalık ortamlar bu belirtileri tetikler.Burada önemli nokta, bu belirtiler gerçekten hissedilir ama çoğunlukla vücudun alarm sisteminin aşırı çalışmasıyla ilişkilidir.
Yaşam Tarzı : Panik atağı tetikleyici bazı yaşam faktörleri vardır.Vücut uzun bir süre yorgun düştüğünde ya da sürekli alarm halinde kaldığında kaygı artar. Uykusuzluk beynin stresle baş etmesini zorlaştırır. Bu durum kaygı belirtilerini artırır. Aşırı kafein tüketimi çarpıntı, titreme ve huzursuzluk yapabilir. Sürekli koşuşturma, dinlenememe ve zihnin hiç durmaması panik atağı tetikleyebilir. Uzun bir süre aç kalma ya da kan şekerinin düşmesi baş dönmesi, çarpıntı ve halsizlik yapabilir. Alkol ve bazı maddelerin kullanımı ilk başta rahatlatıyor gibi görünse de sonrasında kaygıyı attırabilir. Uzun süre hareketsiz kalmak, stresin bedende birikmesine yol açar. Düzenli hareket yapmak kaygıyı azaltmaya yardımcı olur.
Öğrenilmiş Korku (kısır döngü) : İlk panik ataktan sonra kişide “ tekrar olursa? “ korkusu başlar. Bu korku yeni atağı tetikler.Bu durum panik atağın gelişmesinde öğrenilmiş bir korkudur.
Panik Atakla Baş Etme Önerileri:
1.Öncelikle bedeninizdeki belirtileri tanımaya çalışın.
Çarpıntı, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtileri yaşamak korkutucu olabilir ancak bu belirtilerin panik belirtileri olduğunu bilmek felaketleştirmeyi azaltabilir.
2. Nefesinizi yavaşlatın.
Panik sırasında nefes gittikçe hızlanır. Burnunuzda yavaşça bir nefes alıp daha uzun sürede vermeye odaklanın. Bu teknik bedeninizi sakinleştirmeye yardımcı olabilir.
3. “Bu bir panik atak, geçecek” cümlesini hatırlayın.
Atak sırasında kişi yoğun korku halindedir. Bu noktada sürekli panik atağın geçeceğini tekrarlamak korkunuzun azalmasını sağlar.
4. Bedeninize değil şu ana odaklanın.
Sürekli nefesinizi kontrol etmek ya da kalp atışlarınıza odaklanmak kaygıyı artırır. Bunun yerine etrafınıza, seslere ve dokunulabilen yüzeylere dikkatinizi verebilirsiniz.
5. Kaçınma davranışlarınızı azaltın.
Sürekli “ya tekrarlarsa” düşüncesi korkunuzu büyütebilir. Bazı yerlere gitmeme ya da katılmama durumu gelişebilir.Küçük ve kontrollü adımlarla hayatınıza devam etmeye odaklanın.
6. Uyku ve yaşam düzeninize dikkat edin.
Uykusuzluk ve düzensiz bir hayat kaygınızı artırabilir. Fazla kafein tüketimi, düzensiz beslenme ve uykusuzluktan kaçının.
7. Duygularınızı bastırmak yerine ifade etmeyi seçin.
Çoğu kişi yaşadığı kaygıyı içinde tutar. Duygularınızı yazmak, onları paylaşmak ve psikolojik destek almak rahatlatır.
8. Profesyonel destek almaktan çekinmeyin.
Ataklarınız sıklaştığında ve işlevselliğinizi etkilemeye başladığında psikolojik destek almayı ihmal etmeyin.
Tedavi :Panik atak tedavisi oldukça önemlidir. Tedavi edilmeyen süreçte, kişinin sadece kaygısı değil, günlük yaşamı, ilişkileri, işlevselliği ve yaşam kalitesi ciddi düzeyde etkilenir. Tedavide en etkili yöntem psikoterapidir. Bilişsel davranışçı terapi en yaygın kullanılan tekniktir. Bu süreçte, kaygı yaratan düşünceyi fark etmek, bedensel belirtileri doğru yorumlama ve panik döngüsünü kırma hedeflenir. Bazı vakalarda terapiye ek olarak ilaç desteği de eklenebilir.
Psikolog Funda Buharalı.
Antalya Psikiyatrist, Psikoterapist Antalya.
