Kişilik Bozuklukları Ve Borderline Kişilik Bozukluğu

Kişilik bozuklukları genel olarak 3 ayrı küme içinde sınıflandırılır.

* A kümesi:

1) Paranoid

2) Şizoid

3) Şizotipal kişilik bozuklukları

*B kümesi:

1) Antisosyal

2) Borderline

3) Histrionik

4) Narsistik kişilik bozuklukları

*C kümesi:

1) Çekingen

2) Bağımlı

3) Obsesif-Kompulsif kişilik bozuklukları

Kişilik bozukluğu diyebilmek için günümüzde geçerli olan DSM-IV sistemine göre kriterler şunlardır:

1) İçinde yaşanılan kültürün beklentileriyle uyuşmayan ve belirgin sapma gösteren, süreklilik arz eden davranış ve iç yaşantı örüntüleri

a- Kendini, diğer insanları ve olayları algılama ve yorumlama (biliş)

b- Duygusal tepkilerin yoğunluğu, verilme biçimi, sıklığı (duygulanım) (afektivite)

c- Kişiler arası işlevsellik

d- Dürtü kontrolü

Bu örüntülerin en az ikisinde problem yaşanmalıdır.

2) Bu örüntüler sürekli olup, esneklik göstermez ve hem kişisel hem toplumsal durumları kapsar.

3) Bu örüntüler kişide klinik açıdan sorun yaratır, aynı zamanda toplumsal ve mesleki alanları da etkiler.

4) Bu örüntü değişmez ve uzun sürelidir, başlangıcı ergenlik ya da genç erişkinlik dönemlerine uzanır.

5) Bu örüntüler herhangi bir mental bozuklukla ilgili değildir.

6) Bu örüntüler gerek madde kullanımı, gerekse tıbbi amaçlı bir ilacın kullanımına bağlı fizyolojik etkilerinden kaynaklanmamalıdır.

Borderline Kişilik Bozukluğu:

Görülme sıklığı toplumda %1-3 arasında olup, kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazladır. Kişilik bozukluğu tanısı alan hasta grubunun en büyük kısmını (%25-65) borderline kişilik bozukluğu alır.

Birinci derece akrabalarında borderline kişilik bozukluğu bulunan, ailede madde kötüye kullanımı, antisosyal kişilik bozukluğu ve depresif bozukluk bulunanlarda görülme sıklığı genel popülasyona göre 4-5 kat daha fazladır.

Rahatsızlığın temel belirtileri şunlardır:

1) Kişilerarası ilişkilerde, kendilik imajında ve duygudurum özelliklerinde sebatsızlık

2) Dürtüsellik

3) Kimlik karmaşası, obje ilişkilerinde sıkıntılar

4) Dürtüsel ve tekrarlayıcı kendini yaralama veya ciddi intihar girişimleri

5) Geçici paranoid düşünceler

Borderline kişiler değişken duygudurumsal özellikler gösterirler ve kişilerarası ilişkileri fırtınalı ve çalkantılıdır.

Borderline kişilik bozukluğunun tanı ölçütleri şunlardır:

1- Gerçek ya da hayali bir terk edilmekten kaçınmak için aşırı çaba gösterme

2- Aşırı büyütme, değer verme ile yerin dibine sokma arasında gidip gelen tutarsız kişilerarası ilişkiler

3- Tutarsız benlik algısı ile seyreden belirgin ve sürekli kimlik karmaşası

4- Dengesiz para harcama, madde kötüye kullanımı, cinsellikte abartı, süratli ve dikkatsiz araba kullanma, tıkınırcasına yemek yeme gibi kendine zarar verme olasılığı yüksek dürtüsel davranışlar yapma

5- Yineleyen intihar girişimleri, intiharla ilgili davranışlar

6- Gerçek durumla bağdaşmayan duygudurumda aşırı değişkenliğe bağlı birkaç saatten birkaç güne kadar değişebilen tekrarlayıcı gerginlik, huzursuzluk, irritabilite ya da anksiyete bulguları gösterebilir.

7- Kendini sürekli olarak boşlukta hissetme

8- Yoğun öfke ya da öfkesini kontrol altında tutamama, sık sık kavgalara karışma

9- Stresle ortaya çıkan geçici paranoid düşünceler

Bazı kaynaklar borderline kişilik bozukluğunu duygusal yönden dengesiz kişilik bozukluğu olarak tanımlarlar. Duygulanımda dengesizlikle birlikte, sonuçlarını düşünmeksizin dürtüsel davranmaya eğilim söz konusudur.

Şiddetli öfke patlamaları sıklıkla saldırganlığa ve davranış patlamalarına yol açabilir. Dürtüsel davranışların başkaları tarafından eleştirilip, engellenmesi saldırganlığı tetikler.

Yoğun ve dengesiz ilişkilere girme eğilimi yineleyen duygusal krizlere neden olabilir.

Terk edilme korkusu ve bunu önleme çalışmaları birçok kez intihar tehdidi ve bazen görünürde bir neden yokken kendine zarar verici davranışlara yol açabilir.

Borderline kişilik bozukluğu olan bireylerde EEG değerlendirmelerinde REM uyku süresinin kısaldığı ve bazı vakalarda delta dalgalarının oluştuğu gözlenmiştir. Çoğu olguda serotonin düzeyleri düşüktür. Geçici psikotik atakların plazma homovalinik asit düzeyleri ile pozitif ilişkili olduğu saptanmıştır.

Kernberg borderline kişilik yapısını bir gelişim bozukluğu olarak tanımlar. Bu gelişimsel bozuklukta anne desteğinin yeterince bulunmaması ya da aşırı destek rol oynar.

Borderline hastalarda sadece iyi ve kötü kendilik ve nesne tasarımları vardır. Bu kişiler olayları siyah ve beyaz olarak değerlendirirler. Ya hep ya hiç mantığı vardır. Hiçbir şeyin ortası bulunmaz. Bu yarılma düzeneği olarak isimlendirilir. Borderline olgular yarılma düzeneğinin yanı sıra diğer pek çok savunma mekanizmalarını da kullanırlar.

1- Yansıtma mekanizmasıyla kişi dayanılamayacak kadar rahatsızlık veren dürtüleri ve düşünceleri kendisinden değil de nesnelerden kaynaklanıyormuş gibi algılar.

2- Kişi yadsıma mekanizmasıyla gerek kendisi gerekse başkaları hakkındaki algı, düşünce ve duygularını yok sayar.

3- Kişi kötü agresif kendilik ve nesne görünümlerini dıştaki nesnelere mal ederek dışlaştırma mekanizmasını kullanır.

4- Kişi kendini kötülerden koruyabilmek için seçtiği bazı dış nesneleri körcesine iyi görme eğilimine girer. Bu nesnelere sevgi duymaz, onları kendi malı veya uzantısı gibi görür. Buna ilkel idealizasyon diyoruz.

5- Kişi kurtulmak istediği bir parçasını bir başka kişiye yansıtır. Buna yansıtmalı özdeşim diyoruz.

6- Hasta omnipotans yaparak doğaüstü, büyülü güçlere sahip olduğuna inanır, iyi kendilik ve nesne tasarımlarını korurken, kötü tasarımların kendine zarar vermeyeceği inancını sürdürür.

7- Dıştaki nesneler beklenen doyum ve hoşnutluğu sağlayamazsa, hiç yokmuş gibi davranılır. Buna devalüasyon diyoruz.

Kişilik bozuklukları süreğen ve tedaviye dirençli süreçlerdir. Farmakoterapi kişilik bozukluğunun kendisine etkili olmaktan ziyade, ortaya çıkan bazı klinik özelliklere yönelik olarak yapılır. Bu amaçla antidepresanlar, antipsikotikler, anksiyolitikler ve karbamazepin gibi antikonvulsanlar kullanılabilir. Uzun süreli ve yoğun psikoterapötik uygulamalar faydalı olabilmektedir.

Destekleyici psikoterapiler, kognitif-davranışçı psikoterapiler ve grup terapileri kişilik bozukluklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.