Şizofreni

Şizofreni ile ilgili ilk kavramlarla M.Ö 15.yüzyıl dolaylarında karşılaşılmaya başlanır. M.S 1. ve 2. yüzyıllarda eski Yunan metinlerinde hezeyanlar (büyüklük ve kötülük görme sanrıları), bilişsel işlev ve kişilikte yıkımla giden bozukluklardan söz edilmektedir.

Şizofreninin bilimsel olarak tartışılması 19. yüzyıldadır. 1860 yılında Morel "dementia praecox" kavramını ortaya atmıştır.

Emil Kraepelin 1896'da dementia praecox'un temel belirtilerini şöyle özetlemiştir.

- İşitsel ve dokunma hallusinasyonları

- Hezeyanlar

- Düşünce bozuklukları

- Düzleşmiş afekt

- Negativizm

- Stereotipiler

- İçgörü kaybı

İsviçreli Psikiyatrist Bleuler şizofreni terimini ilk kullanan otörlerdendir. Bleuler 4 temel belirti tanımlamıştır.

1- Otizm

2- Ambivalans

3- Düşünce akışı bozuklukları

4- Duygulanım bozuklukları

Bleuler, manik depresif psikoz olarak adlandırılan mizaç bozukluklarını şizofreni tanımından ayırmıştır.

Psikanalitik teori şizofreniyi, güçsüz bir ego yapılanmasının varlığında anksiyeteye karşı inkâr gibi ilkel savunma düzeneklerinin kullanımı sonucu ortaya çıkan bir bozukluk olarak tanımlar.

Freud dış dünya ve gerçeklikle ilişki, algılama, kavrama, düşünme, öğrenme gibi düşünce bozuklukları ve yaratmak, birleştirmek, basitleştirmek gibi bir takım sentez yani bilgi işleme bozukluklarını şizofrenik fenomene eklemiştir.

Aşağıdaki savunma düzeneklerinin kullanılması şizofrenik bozukluk belirtilerinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

1- Narsistik savunma düzenekleri:

- Yansıtma

- Yansıtmalı özdeşim

- İlkel İdealizasyon

- Yarılma

- Distorsiyon

2- İmmatür (gelişmemiş) savunma düzenekleri:

- Blokaj

- Regresyon (gerileme)

- Şizoid fantezi

Aile sistemi teorisi, bu tür rahatsızlığı olan kişilerin ailelerinin düzensiz, yanlış, çatışmalı iletişimler gösterdiğini savunur.

Çağdaş psikiyatrist olanlardan Kurt Schineider beyin hasarı bulunmayan şizofrenik hastalar için 1957'de birinci ve ikinci sıra belirtilerini tanımlamıştır.

Birinci sıra belirtileri:

- Duyulabilir düşünceler

- Kişiyi tartışan veya savunan sesler ya da her ikisi

- Kişi hakkında yorum yapan sesler

- Düşünce çekilmesi

- Düşünce yayınlanması

- Hezeyanlı algılamalar

İkinci sıra belirtileri:

- Algılama bozuklukları

- Ani hezeyanlı fikirler

- Şaşkınlık, tereddüt

- Depresif-öforik mizaç değişmeleri

- Emosyonel yoksullaşma duygusu

Şizofreni tanısının konulması için bilincin açık olması şarttır. Şizofreni epidemiyolojisinde şizofreninin hayat boyu prevalansı yaklaşık %1dir. Kadın ve erkeklerde eşit oranlarda görülmekte olup, kadınlarda erkeklere göre ortalama 6 yıl daha geç ortaya çıkmaktadır.

Tarih boyunca şizofreninin tanısı birbirine yakın, ancak zaman zaman bir belirtiyi temel alıp diğerlerini ikincil kabul eden, zaman zamanda tam tersi yaklaşımda bulunan çeşitli belirti ve belirti kümelerine dayanılarak koyulmuştur.

Günümüzde de DSM-IV ve ICD-10 tanı rehberlerine göre sınıflandırma yapılmaktadır.

Genel yaklaşım tedavi olsun veya olmasın, eğer belirtiler bir aydan daha kısa süredir var ise, rahatsızlık önce akut şizofreni benzeri psikotik bozukluk olarak sınıflandırmayı önermekte, eğer belirtiler daha uzun sürede değişmezse şizofreni olarak tanımlanmalıdır.

Şizofrenik bozukluk için DSM-IV tanı ölçütleri:

1- Karakteristik belirtiler: En az bir aydır, en az iki tanesi bulunmalıdır.

- Hezeyanlar (sanrılar)

- Halüsinasyonlar (varsanılar)

- Dezorganize (karmakarışık) konuşma

- İleri derecede dezorganize ya da katatonik davranış

- Afektif donukluk (tek düzelik), aloji (konuşamazlık) gibi negatif belirtiler

2- Toplumsal, mesleki ve kişilerarası ilişkilerde ve öz bakım gibi konularda işlev kaybı

3- Belirtilerin 6 ay süre ile kalıcı olması

4- Şizoafektif ve duygudurum bozukluklarının dışlanması

5- Madde kullanımı ve genel tıbbi duruma bağlı gelişimin dışlanması

Şizofrenik bozukluk için ICD-10 tanı ölçütleri:

1- Düşünce yankılanması, düşünce sokulması veya çekilmesi

2- Kontrol edilme, etkilenme veya edilginlik sanrıları

3- Hastanın davranışlarını yorumlayan veya kendi aralarında hastayı tartışan işitme varsanıları veya bedenin belli bölgesinden gelen varsanısal sesler

4- İmkân dışı, kültüre uygun olmayan, süreklilik gösteren sanrılar (uzaylılarla iletişim kurma, dinsel yetkilere sahip olma, insanüstü güçlere sahip olma, hava durumunu denetleme gibi)

5- Duygudurumla uyum göstermeyen aşırı değer kazanmış fikirlerle birlikte olan inatçı varsanılar

6- Düşünce akımında kopma, düşünce sokulmaları, çağrışımlarda dağınıklık (inkoherens), uygunsuz konuşma

7- Bedeni belli bir pozisyonda tutma, balmumu esnekliği gibi katatonik davranış

8- Belirgin apati, konuşma azlığı, duygusal tepkilerde küntleşme veya uygunsuzluk gibi negatif belirtiler

9- İlgi yitimi, amaçsızlık, tembellik, kendi kendisiyle uğraşma ve sosyal çekilme gibi kişiliğin bazı yönleri ile ilişkili belirgin ve sürekli nitelik değişiklikleri

Günümüzde şizofreni nedeni olarak dopamin ve serotonin hipotezleri üzerinde durulmaktadır. Dopamin reseptör antagonisti olarak klasik antipsikotikler kullanılmakta olup, yeni jenerasyon Antipsikotik ilaçlar ise serotonin üzerinden etki göstermektedirler.

Şizofreniyle ilgili merak edilenler:

1- Şizofreni genetik (kalıtımsal) midir?

Şizofreni tamamen genetik geçişli olmamakla birlikte ebeveynlerinde veya aile bireylerinde şizofreni görülenlerde ortaya çıkma sıklığı daha yüksektir.

2- Şizofrenide çevresel faktörler önemli midir?

Şizofreniye eğilimli kişilerde aşırı stres, sosyal ilişkilerde zayıflık ve bazı viral enfeksiyonlar neticesi hastalık tetiklenebilir. Ergenlik döneminde hızlı hormonal ve fiziksel değişim sırasında hastalık yüzeye çıkabilir. Askerlik, ebeveyn kaybı, üniversiteye giriş gibi temel değişim ve stres anında hastalık ortaya çıkabilir.

3- Şizofrenide beyinde neler olur?

Şizofrenide beyinde kimyasal taşıyıcı (nörotransmitter) ve reseptör seviyesinde bazı anormallikler olmaktadır. Dopamin ve serotonin dengesizlikleri şizofrenide rol oynamaktadır. Yeni görüntüleme teknikleriyle şizofreni hastalarında beyin yapısında anormallikler ve fonksiyonel bozukluklar da saptanmıştır.

4- Herkes şizofreni olabilir mi?

Evet, şizofreni herkeste ortaya çıkabilir. Her yaştan, her cinsten, her ırk ve kültürden insanda şizofreni gelişebilir. Ortalama görülme yaşı 20'dir. Kadın-erkek oranı eşittir. Erkeklerde daha erken yaşlarda başlar.

5- Şizofreni tanısı kan testi veya röntgen filmleri ile mi konur?

Şizofreni tanısı subjektif bir tanıdır. Bazı klinik bulguların en az 6 ay boyunca görülmesiyle konur. Radyolojik tetkikler ve kan testleri diğer organik sebepleri ayırmak için istenir.

6- Şizofreni tam olarak tedavi edilebilir mi?

Şizofreni tedavisinde amaç belirtileri hafifletmek ve nüksleri önlemektir. İlaçlar şizofreniyi tamamen yok etmez ancak düşünce bozuklukları, hezeyanlar, halüsinasyonlar gibi belirtileri hafifletir.

7- Şizofrenide psikoterapinin faydası nedir?

Şizofrenide ilaç tedavisinin psikoterapi ile desteklenmesi davranışsal, psikolojik, sosyal ve mesleki sorunların çözümüne yardımcı olur. Psikoterapi ile hastalar semptomlarını daha kolay kontrol eder, erken hastalık belirtilerini fark etmeyi öğrenirler. Psikoterapi ile nüksler önlenebilir. Bu amaçla sosyal rehabilitasyon programları, bireysel, aile ve grup terapileri başarıyla uygulanmaktadır.

Bu sayede hastaların bağımsız yaşaması kolaylaşmakta, sosyal beceri kazanmakta, hastalıklarını daha iyi anlayarak onunla daha rahat baş edebilmekte, aile bireyleri de hastaya daha uyumlu yaklaşabilmekte ve daha etkili ilgilenmektedir.

8- Şizofreni ayakta mı, hastanede mi tedavi edilmelidir?

Şiddetli bulgular, kendine ve/veya çevresine zarar verme durumları hariç şizofreni hastaları ayaktan poliklinik takibiyle tedavi edilebilirler.

9- Elektrokonvulsif terapi (EKT) nedir? Kişiye zarar verir mi?

EKT kafatasına yerleştirilen elektrotlar vasıtasıyla beyne elektrik şoku verilerek uygulanan bir yöntemdir. Kullanımı giderek azalmakla birlikte, ilaçlara yanıt alınamadığında, ağır katatoni ve depresyon varlığında kullanılabilir. Kişiye zarar ve acı vermez.

10- Şizofreni hastaları tehlikeli olur mu? Zarar verir mi?

Paranoid şizofreni ve hastalığın yanında uyuşturucu madde ve alkol bağımlısı olanlar kendilerine ve etraflarına zarar verebilirler. Şizofreni hastalarında intihar sıktır. Doğru tedavi, aile ve toplum desteği ile şizofreni hastaları üretken bir hayat yaşayabilir.