Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

Latince obsideratum sözcüğünden gelen obsesyon kelime anlamı olarak kuşatma demektir. Psikiyatri ve psikolojide ise yineleyici, zorlayıcı, zihne istem dışı giren, anksiyete yaratan düşünce, duygu, impuls veya imgelerdir. Kompulsiyon ise, yineleyici, bir amacı varmış gibi görünen, kişinin yapmak zorunda hissettiği motor veya mental eylemlerdir.

İlk kez 1837’de Esquriol tarafından melankoli belirtileri içinde tanımlanan obsesyon ve kompulsiyonlar bugünkü tanımıyla 1866’da Morel tarafından kullanılmıştır. Günümüzden 4000 yıl önceki Mezopotamya kaynaklarında OKB benzeri bazı yazıtlar bulunmaktadır. Shakespare’in Macbeth adlı eserinde Lady Macbeth’in kocasını etkileyerek kralı öldürtmesinden sonra gelişen kompulsif el yıkamaları OKB’yi çok güzel tanımlar.

Pierre Janet 1900’lerin başında fobi, obsesyon ve kompulsiyonları psikasteni adı altında birleştirmiştir. Freud ise psikodinamik modele göre fobilerle OKB’nin ayrı bozukluklar olduğunu, obsesif durumun bastırılmış cinsel suçluluk anılarına karşı gelişen patolojik savunmalar olduğunu söylemiştir.

OKB psikiyatrik bozukluklar içinde fobiler ve depresyondan sonra en sık görülen rahatsızlıktır. Panik bozukluk ve şizofreniye göre iki kat daha sık görülmektedir.

OKB çoğu kez gizli tutulduğu, önemsenmediği için muhtemelen çok daha sıktır. Ortalama görülme yaşı 22-23’tür. Hamilelik, çocuk doğurma, cinsel taciz, sevilen bir yakının kaybı gibi örseleyici olaylar OKB başlamasını tetikleyebilir.

OKB’si bulunan kişiler psikiyatriste gelene kadar birçok doktor gezmekte veya tıp dışı kaynaklardan şifa aramaktadır.

En sık görülen OKB formu sıklıkla yıkanma kompulsiyonlarının eşlik ettiği bulaşma obsesyonlarıdır. Vakaların yarısı böyledir. Hastaların kir, mikrop bulaşma korkuları nedeniyle kapı kollarına, gene tuvaletlere dokunamama durumları vardır. Evdeki zamanlarının çoğunu banyoda geçirirler ve mikrop kapma korkusuyla evden çıkmak istemezler.

En sık görülen ikinci form, sıklıkla kontrol etme kompulsiyonlarının eşlik ettiği patolojik kuşkulardır. Bu kuşkular ocağın kapatılmaması, şofbenin kapatılmaması, ütünün açık bırakılması, kapının kilitlenmemesi gibi sıklıkla tehlikeli sonuçlar doğurabilecek durumlarla ilgilidir. Bu kişilerin tekrar tekrar kontrol etme amaçları kendilerinden çok başkalarının da zarar göreceği korkusu şeklindeki bilinçaltı suçluluk duygularıdır.

En sık görülen üçüncü form, saldırgan veya cinsel içerikli tekrarlayan düşüncelerdir. Fakat hastalar bu düşüncelerini çoğu kez eyleme dökmezler.

Dördüncü form ise simetri ve düzen takıntısıdır. Hastalarda primer obsesyonel yavaşlama olur. Nadir görülmekle birlikte bu formda yemek yeme, tıraş olma, diş fırçalama, elbiselerini giyme gibi rutin günlük işlevler saatler süren törenlere dönüşebilir.

Tüm bu semptomlar ayrı ayrı veya karışımları şeklinde görülebilmektedir. Hastaların dörtte üçünde obsesyon ve kompulsiyonlar birlikte bulunur. Bazen bulgular zaman içinde değişebilir. Örneğin, kontrol etme kompulsiyonları aşırı el yıkama ile yer değiştirebilir.

OKB tanısı konurken düşüncelerin yani zihinsel eylemlerin obsesyonda anksiyeteyi arttırması, kompulsiyonlarda ise azaltması, bir rahatlama hissi vermesi önemlidir. Birçok ruhsal bozuklukta ısrarlı düşünceler bulunurken, ritüeller nadirdir. Bu nedenle kompulsiyonların bulunması OKB tanısında önemlidir.

Beyin tümörleri, kafa travmaları, merkezi sinir sistemini etkileyen metabolik ve toksik durumlar, Sydenham Koresi, Huntington Koresi gibi özel nörolojik sendromlar ve demansın ilerleyen dönemlerinde obsesif ve/veya kompulsif belirtiler görülebilir.

Tekrarlayıcı ve sık sık ortaya çıkan motor ve vokal tikler ve bir şeyler söyleme ve dokunma ihtiyacı gibi eylerlerle kendini gösteren Tourette sendromu, OKB ile karışabilmektedir. Tourette sendromunda tiklerin sıklıkla istemli olarak baskılanabilmesi ve herhangi bir obsesyona tepki olarak ortaya çıkmaması ayırıcı tanıda önemlidir.

Şizofreninin özellikle başlangıç dönemlerinde obsesif kompulsif belirtiler ortaya çıkabilir. Bu sebeple bazı psikiyatrist doktorlar OKB’yi şizofreninin prodromal dönemi olarak tariflerler. Fakat bu kesin bir söylem değildir. OKB tanısı alan %1 ile 3,5 hastada şizofreni gelişmektedir. Yalnız obsesif kompulsif belirtiler şizofreni progrozunu kötü yönde etkilemektedir.

OKB’de temel özellik hastaların obsesif düşüncelerinin mantıksız olduğunun farkında olmalarıdır.

Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu aşırı mükemmeliyetçilik düzenli ve kontrollü olma, katı kurallarla hareket etme ve esnek davranamama ile karakterizedir. OKB ile obsesif kompulsif kişilik bozukluğu arasında direkt bir bağlantı yoktur. İkisi niceliksel olarak birbirine benzese de, niteliksel olarak ayrı ve bağımsızdırlar.

OKB tedavisi hasta ve ailenin eğitimi, davranış terapisi ve ilaç tedavisini içeren kombine bir tedavidir.

İlaç tedavisinde klomipramin, fluoksetin, fluvoksamin, sertralin ve paroksetin gibi antidepresanlar en etkili ilaçlardır. Lityum ve karbamazepin gibi duygudurum dengeleyiciler de çoğu kez tedaviye eklenir.