Şizo Obsesif Bozukluk

Şizofreni ile OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) birlikteliği 19. Yüzyıldan itibaren psikiyatri literatürüne girmiş bir kavramdır. Aynı hastada hem psikotik, hem de obsesif kompulsif belirtilerin bulunması şizo-obsesif bozukluk olarak tanımlanır.

Şizofrenide obsesif kompulsif belirtilerin tanınabilmesi oldukça güçtür. Eski tarihlerde obsesif kompulsif belirtilerin şizofreninin bir parçası olduğu düşünülür, obsesif kompulsif belirtileri olan hastaların klinik gidiş ve sonlanımının daha iyi olduğuna inanılırdı. Günümüzde yapılan çalışmalarda ise obsesif kompulsif belirtileri olan şizofreni hastalarının bütüncül işlevsellik ve sonlanımlarının daha kötü, nöropsikiyatrik bozuklukların daha çok olduğu görülmektedir.

OKB ile şizofreni arasında düşünce süreci, algı ve klinik gidiş açısından örtüşmeler olabileceği ve birinden diğerine geçişin mümkün olduğuna dair birçok yayın vardır. OKB ile şizofreni arasında biyolojik bağlantı olabileceği, ikinci kuşak antipsikotik ilaçların şizofreni hastalarında obsesif kompulsif belirtileri alevlendirebileceği gibi yayınlar da günümüzde dikkati çekmektedir.

Obsesyonların şizofrenideki psikotik belirtilerden farklı oldukları düşünülse de klinik olarak ayrım yapmak psikiyatristler için oldukça güçtür. Obsesyonla sanrılar arasındaki ayrım, içgörünün korunması ve girici düşüncelere ve/veya davranışlara direnebilme gücüne göre yapılır. OKB’li hastaların obsesyonlarına karşı tümüyle korunmuş içgörüden, tümüyle kaybolmuş içgörüye kadar değişen bir spektrumda bulunabilmeleri ayırıcı tanıda zorluk çıkaran yegane etkendir. Tam olarak içgörüyü kaybetmiş OKB hastaları psikotik OKB olarak tanı alır.

OKB, şizofrenide işlevselliği ve gidişi bozan, ancak bir arada kullanılan antipsikotik ve antidepresan tedavilere iyi yanıt veren bir durumdur. İlk atak psikozla başvuran şizofreni spektrum bozukluklarında %15 civarında vakada OKB ölçütleri de karşılanmaktadır. Yapılan bir çalışmada 8 yıldır izlenen şizofrenili hastalarda %25 OKB saptanmıştır. Eşlik eden OKB’de kirlilik obsesyonu, yıkama kompülsiyonu, sayma ve kontrol etme kompülsiyonu en sık görülen bulgulardır.

Şizofreniye eşlik eden OKB üç grupta ele alınır.

  1. OKB belirtileri şizofreni başlangıcından önce vardır.
  2. OKB belirtileri şizofreni ile eş zamanda ya da hemen akabinde başlamıştır.
  3. OKB belirtileri şizofreni gidişinin herhangi bir döneminde ortaya çıkmıştır.

Şizofreniye eşlik eden OKB belirtilerinin önemi sonlanımla ilişkileri ve klinik seyirden kaynaklanmaktadır. Hem şizofreni hem de OKB belirtileri olan hastalarda sonlanımın daha kötü olduğunu gösteren birçok araştırma vardır. Bu hastalarda hastaneye yatış da daha fazladır.

Obsesif kompülsif bozukluğun eşlik ettiği şizofreni vakalarıyla OKB ek tanısı olmayan şizofreni hastalarını karşılaştıran bir çalışmada ek tanılı şizofreni hastalarının daha düşük pozitif belirti şiddetine sahip oldukları görülmüştür.

Şizo-obsesif hasta grubunda sadece şizofreni tanısı olan hastalara göre daha bozuk bir toplumsal davranış düzeyi belirlenmiştir. Bu hastalarda düşmanca davranış, sigara içme, aşırı yeme, uyku bozuklukları gibi tedaviyi engelleyen belirtiler daha fazladır. Aynı zamanda bu hastalarda anksiyete düzeyi de daha yüksektir. Toplumdan izole bir yaşam, bağımsız yaşayamama, daha fazla bakım ihtiyacı da bu grupta dikkati çeker.

Şizo-obsesif hastalarla, OKB belirtileri olmayan şizofreni hastaları arasında pozitif, negatif, dezorganize şizofreni belirtileri açısından bir fark bulunmamıştır. Klinik ve demografik özellikler, belirti sıklığı ve şiddeti açısından da genelde bir fark bulunamamaktadır.

Şizofreni tedavisinde ikinci kuşak antipsikotik ilaçların kullanılmaya başlaması, şizofreni ve OKB arasındaki ilişkiyi canlandırmıştır. İkinci kuşak antipsikotik ilaçların şizofreni hastalarında obsesif-kompülsif belirtileri ortaya çıkardığını ya da daha önceden var olan obsesif-kompülsif belirtileri şiddetlendirdiğini gösteren birçok yayın vardır. İkinci kuşak antipsikotiklerin obsesif-kompülsif belirtileri tetiklemesi yanında OKB’de sınırlı da olsa tedavi edici etkilerinin de olduğu bilinmelidir.

Yapılan psikiyatrik çalışmaların çoğunda OKB belirtileri olan ve eşlik eden OKB’li şizofreni hastalarında daha fazla nöropsikolojik bozulma gösterilmiştir. Bu hastalarda sözel olmayan hafıza ve bilişsel kaydırma yetisinde gecikme, görsel-uzaysal yetilerde zayıflamaya ait bulgular saptanmaktadır.

OKB tedavisinde etkili biçimde kullanılan klomipramin ve SSRI grubu ilaçlar OKB belirtili şizofrenide de kullanılmaktadır. Ancak şizo-obsesif bozukluk ile ilgili ayrıntılı çalışmalara gereksinim halen büyüktür.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi, Psikiyatrist Emine Filiz Uluhan.

Antalya Psikiyatrist, Lara/Muratpaşa/Antalya.