Depresyonda Yaşananlar

Günün önemli bir bölümünde mutsuz veya üzüntülü, daha önce hoşlandığınız aktivitelerden hiçbir keyif almıyorsanız depresyonda olabilirsiniz.

Diyet yapmamanıza rağmen kilo veriyor, gece uyumakta zorlanıyor ya da gün boyu uyuma ihtiyacı duyuyor, içiniz tedirgin, hareketleriniz yavaşlamış, kendinizi değersiz hissediyor, yersiz şeylerden suçluluk duyuyor, odaklanma güçlüğü yaşıyor, zihninizin durduğunu hissediyor, yaşamak anlamlı gelmiyorsa depresyonda olduğunuzu söyleyebiliriz.

Psikiyatrik olarak depresyon tanısı için yukarıdaki belirtilerin ilk ikisinden bir tanesi ve diğer belirtilerden en az dört tanesi, aralıksız olarak en az iki haftadır devam etmelidir. Bu belirtiler mevcutsa en kısa sürede bir psikiyatriste başvurmanız gerekir.

Depresyonda his, düşünce, fiziksel duyum ve davranış bozukluklarından oluşan bir karmaşa yaşanır.

Depresyondaki bir hastanın duyduğu hisler (algılar) genellikle üzgün, keyifsiz, kederli, perişan, umutsuz, karamsar, kendine acıma şeklindedir. Tüm bu duygulara endişe ve korku, öfke ve asabiyet, ümitsizlik ve çaresizlik eşlik eder. Kişi ne hissederse hissetsin duyumlarının son noktada olduğu kanısındadır. Kendini küçük görme, zayıf hissetme, başarısız, işe yaramaz, sevimsiz ve zavallı hissetme tüm olanların üzerine tuz biber olur. Hastanın öz eleştirel düşünceleri tetiklenmiş, sürekli kendini sorgular olmuştur.

Depresyonda yaşanan değişikliklerden bir grubu da düşünceler oluşturur. Normalde aynı veri grubu için farklı yorumlara gitmek mümkündür. Duyular yoluyla elde edilen veriler zihin tarafından yorumlanır ve bir yanıt oluşturulur. Durumun kendisinin bizim duygusal ve fiziksel tepkilerimize sebep olduğunu düşünsek de asıl olan zihnin yaptığı yorumdur. İnsan doğası gereği mutsuz iken en olumsuz yorumu seçmekte ve onunla ilgili senaryoları işleyerek depresyon girdabının içine daha da çekilmektedir. Değersizlik ve kendini suçlama eğilimiyle birlikte depresyonda iken aşağıdaki otomatik düşüncelerle hastalığı besleriz.

‘’Sanki bütün dünyanın yükünü çekiyorum.

İşe yaramazın biriyim.

Hiç başarılı olamıyorum.

Kimse beni anlamıyor.

Herkesi düş kırıklığına uğrattım.

Keşke daha iyi bir insan olsaydım.

Çok güçsüzüm.

Hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor.

Artık buna dayanamıyorum.

Keşke başka bir yerde olsaydım.

Keşke başka biri olsaydım.

Kendimden nefret ediyorum.

Kendimden iğreniyorum.

Değersiz biriyim.

Keşke yok olup gitsem.

Ben zavallının biriyim.

Başarısızın tekiyim.

Asla başaramayacağım.

O kadar çaresizim ki.

Bende bir gariplik olmalı.

Geleceğim belirsiz.

Ne önemi var.

Başladığım hiçbir şeyi bitiremiyorum’’ gibi otomatik düşünceler depresyona has, depresyonu besleyen düşüncelerdir. Negatif düşüncelerin esiri olunduğu takdirde geçici olacak bir üzüntü kalıcı mutsuzluğa ve depresyona rahatlıkla kayacaktır.

Mutluluk da, mutsuzluk da yaşamın gereğidir. Unutulmaması gereken mutsuzluğun sorunun kendisi olmadığıdır. Kişiyi depresyona sokan ve mutsuzluk girdabına kaptıran şey daha çok, mutsuz ruh halimizin tetiklediği, kendimizle ilgili acımasız negatif görüşlerimizdir. Geçici olacak bir üzüntü, olumsuz düşüncelerimiz sayesinde kalıcı olacaktır.

Depresyonda yaşanan belirtilerin bir kısmı da bedenseldir. İştahsızlık nedeniyle kilo kaybı ya da aşırı yeme isteği nedeniyle kilo alma, uyku düzeninde bozulma, vücut ağrıları, yorgunluk ve bitkinlik, cinsel isteksizlik gibi bulgular depresyondan kaynaklanan fizyolojik değişikliklerdir. Bedensel rahatsızlıklar kişilerin kendileriyle ilgili his ve düşüncelerini derinden etkiler. Ağrı, sızı, halsizlik, bitkinlik gibi pek çok belirti kişinin değersizlik ve yetersizlik duygularını alevlendirir, sıradan bir mutsuzluğu depresyona kadar ilerletebilir.

Depresyon bir taraftan davranışlarımıza yansır. Moral bozulduğu, gelecekle ilgili karamsarlıklar ruhu sardığında kişi enerjisinin tükendiğini hissederek eğlence, spor gibi keyif veren aktiviteleri gereksiz bulmaya başlar, kendimi yormayayım, enerjimi tüketmeyeyim diyerek evden çıkmamayı, tüm gün yatmayı tercih eder. Evde oturup, yattıkça da birey kendini daha çok dinler, zihin öz eleştiri yaparak suçluluk ve değersizlik duygularını öne çıkarır, depresyon sarmalı yoğunlaşmaya başlar. Aslında ne kadar önemsiz ve gereksiz de bulunsa günlük aktivitelerden kendini soyutlamamak, enerji rezervlerini düşürmek yerine dolduracaktır.

Özetle, depresyonda duygu, düşünce, davranış ve bedensel duyumlardan oluşan dörtlü bir döngü vardır. Depresyondan çıkışın biricik yolu ise farklı bir bakış açısına ve anlayışına sahip olmaktır. Depresyon tedavisinde psikoterapinin amacı da budur.

Depresyon tanı ve tedavisi için Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezinden her türlü uzman desteğini alabilirsiniz.

Psikiyatrist ve Psikoterapist Emine Filiz Uluhan, Depresyon Tanı ve Tedavisi Antalya.