Psikosomatik Hastalıklar ve Hastalık Hastalığı

Beden ve ruh sağlığı birbirlerini olumlu ya da olumsuz etkileyebilen yakın ilişkili kavramlardır. Dünya Sağlık Örgütü de sağlık tanımlamasını ruh ve beden sağlığının iyi olma hali olarak yapmıştır.

Basit bir gripal enfeksiyonda bile moralimiz bozulur, kendimizi kötü hissederiz. Diabet, kanser gibi kronik hastalıklarda depresyon sıklığı çok daha fazladır.

Bunun tersi de mümkündür. Karamsarlık, üzüntü, çökkünlük hisleriyle seyreden en sık görülen ruhsal bozukluklardan olan depresyonda klinik tabloya çok ciddi bedensel bulgularda eşlik edebilir. Mide, barsak ve kalp rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminin zayıflamasına bağlı enfeksiyon hastalıkları depresyonda sıklıkla gözlenir.

Çoğu zaman içimizdeki sıkıntı ve huzursuzluğu dile dökemeyip, ifade edemediğimizde bu stres bedensel belirtiler olarak ortaya çıkar. Zaman zaman üzücü bir olayla karşılaştığımızda, çok canımız sıkıldığında başımızın ağrıdığını, iş, sınav stresi yaşadığımızda barsak düzenimizin bozulduğunu, karnımızın ağrıdığını hepimiz biliriz. Bunlar ruhsal sıkıntıların bedensel belirtileridir.

En küçük sorunu büyüten, dertlerini içine atan, sorumluluğu paylaşamayan kişilerin kalp, tansiyon rahatsızlıkları ve ülser gibi hastalıklara daha sık yakalandığı bilinen gerçeklerdir.

Organik hastalık olarak gözlenen birçok bedensel belirti çoğu zaman altta yatan ruhsal bir sıkıntının habercisidir. Kendilerini ifade etmekte zorlanan, kişilik özellikleri ve yetiştirilme şartlarıyla psikolojik sıkıntılarını ortaya dökemeyen insanlar bilinçaltı bedensel belirtilere müracaat edebilirler.

Morali bozuk, karamsar, mutsuz bir kişi bunu ifade edemediğinde baş ağrısı, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, başında keçeleşme gibi somatik belirtiler verebilir.

Unutmayalım ki, ruhsal sıkıntılarda bedensel sıkıntılar kadar gerçek ve önemlidir. Burada kişi bu belirtileri uydurmamakta, gerçekten hissetmektedir. Vücuttaki karıncalanma, uyuşma ve keçeleşmeler, baş, sırt, eklem ağrıları, halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı, mide krampları, barsaklarda gaz, ishal, kabızlık, göğüste ağrı ve sıkışma gibi duyumsamalar iç dünyadaki çatışmaların dışa vurumlarıdır.

Buna benzer rahatsızlıklarla doktor doktor gezip kesin tanıları konamayan ve rahatlayamayanların psikiyatriste başvurarak psikolojik yönden değerlendirilmeleri uygun olur.

Çoğu zaman bireyler aile ve yakın çevrelerinden bulamadıkları ilgi ve desteği tıp camiasında aramaktadırlar. Çocukken ailesinden ilgiyi sadece hastalandığında gören, ailede kronik yatalak hastalar olup, onlarla yetişen kişiler büyüdüklerinde psikosomatik belirtileri sıklıkla göstermektedirler. Yine bazı insanlar aile ve iş yükümlülüklerinden kaçmak için bedensel belirtilere sığınabilirler.

Burada aile ve hekim camiası olarak bilinmesi gereken böyle insanların bunu kasıtlı olarak yapmadıklarıdır. Bu kişilerin bilinçaltında çok büyük sıkıntıları, içinden çıkamadıkları sorunları vardır. Bu sıkıntı ve sorunları bilinçsiz olarak hastalığı benimseyerek çözmeye çalışmaktadırlar. Bu kişilere denecek "sende bir şey yok, her şey senin kafanda" yaklaşımı en yanlış yoldur.

Hastaysa kurulacak iyi bir iletişim, güler yüz ve uygun psikoterapötik destek tedavinin ana prensipleridir.

Hastalık hastalığı denen durumda kişi kendisinde çok ciddi bir hastalık olduğuna inanmakta, en küçük bir belirtiye büyük anlamlar yüklemekte ve bir türlü doğru teşhisi koyacağı doktoru bulamadığından yakınarak doktor doktor gezmektedir. Bütün dikkati bedeninin verdiği sinyallere odaklıdır. Tüm muayene ve tetkikler normal çıktığı halde fiziksel bir hastalıkları olmadığına ikna edilemezler.

Psikosomatik hastalıklarda psikiyatrist görevi psikoterapi ile fiziksel belirtilerin altına yatan ruhsal sıkıntıyı bulmak ve çözmektir.

Özetlersek;

1-Somatizasyonu (ruhsal sıkıntıyı bedensel belirtilerle dışa vurma) benimseyen aile üyelerinden oluşan bir ailede yetişenler

2-İlgi, sıcaklık ve sevecenliği sadece hastalandığında gören çocuklar

3-Ebeveynlerin bir veya ikisinin kronik hastalığa sahip olması, sık hastaneye yatmaları ve sık ameliyat geçirmeleri

4-Kişilik özelliği olarak insanların ilgisini çekmek veya onları cezalandırmak için somatizasyonu tercih eden bir ruh yapısında olmak

5-Zayıf kişilik özellikleri neticesi ceza, sorumluluk ve görevden kaçma amacıyla kolay yola kaçmak

6-Duygu ve ruhsal çatışmalarını sözlü ifade etme becerisini kazanamamış bireyler sıklıkla psikosomatik belirtiler vermektedirler.