Şizofrenide Psikoterapi

1960’lı yıllara kadar şizofreni tedavisinde önemli yer tutan psikoterapi, ilk antipsikotik ilaç klopromazin ve devamında şizofreni belirtilerini yatıştırmada güçlü etkileri olan birçok yeni nesil ilacın keşfiyle ikinci plana atılmıştır.

İlaçlardan edinilen yardımın ötesinde diğer insanların yardımına en muhtaç durumda olan hastaların başında şizofreni hastalarının geldiği hiçbir zaman unutulmamalı, şizofreni tedavisi ayda bir iki kez yapılan ilaç görüşmelerinin ötesine geçmelidir.

İç dünyası güvensiz ve korkularla dolu olan bir şizofrenin kendini güçsüz hissederek dış etkilerin altında ezilmesi çok kolaydır. Kendi başlarına bırakılan şizofreni hastaları halüsinasyon ve hezeyanlarıyla çok fazla vakit geçirecek, kaygıları tehlikeli düzeylere erişecek, daha fazla psikotik hale geleceklerdir. Bu nedenle psikososyal desteğin ve psikoterapi uygulamalarının ihmal edilmemesi gerekir.

Aileler ve hasta yakınları hastalarının hastalanmadan önceki hallerine daha fazla benzemeleri beklentisi içinde olsalar da bu her zaman mümkün olmayabilir. Hastanın hayatının daha az acı verici ve daha doyurucu hale gelmesi bile yeterli olabilir. İyi bir psikoterapi ile birçok şizofren psikotik süreçleri aktif olsa bile oldukça sakin bir yaşam sürdürebilir.

Bir psikoterapi seansında şizofreni hastası ile çalışırken bazı hususlara dikkat edilmelidir. Tuzağa düşürülmüş hissine çok kolay kapılan bu hastaların kapıdan çok uzağa ya da terapiste çok yakın oturtulmamaları, gereğinde kapının açık tutulması, hasta ve terapistin doksan derecelik bir açıyla oturtularak kolayca göz teması kurabilmeleri veya bozabilmelerine imkan sağlanması gerekebilir. Şizofreni psikoterapilerinde çoğu kez 45-50 dakikalık bir seans zor tamamlanır. Kolayca huzursuzlaşabilen ve konsantrasyonları bozulan bu hastalarla çalışırken süre daha kısa tutulmalıdır.

Duygusal destek veren, yaşam pratiğinde bilgi ve beceri kazandıran, sorunlarla baş etme yeteneğini arttıran, yaşam stresini azaltmayı hedefleyen destekleyici terapiler şizofreni tedavisinde kullanılan temel psikoterapi yöntemidir. Terapi boyunca hastalık hakkında bilgilendirme yapılarak tedaviye uyum, özellikle düzenli ilaç kullanımı sağlanmaya çalışılır, sosyal ilişkiler desteklenir.

Şizofreniye yönelik bilişsel davranışçı terapide uyumsuz davranışların uyumlu davranışlarla değişiminin sağlanması, yitirilen yeti ve davranışların yeniden kazandırılması, halen sahip olunan becerilerin optimum seviyeye getirilmesi amaçlanır.

Yukarıdaki amaçları hedefleyen grup terapilerinden de şizofreni tedavisinde yararlanılır.

Şizofreni hastasına sahip olan ailenin yaşadığı olumsuzlukları ve stresi azaltmak, şizofreniyi besleyen aile içi etmenleri tespit etmek ve düzeltmek, aileyi hastalık hakkında doğru bilgilendirmek için yapılan aile terapileri de etkili bir şizofreni tedavisinin olmazsa olmazlarındandır.

Antalya psikiyatri ve psikoterapi merkezi olarak şizofreni tedavisini salt ilaç tedavisine indirgeyerek işin kolayına kaçmak yerine uygun psikoterapötik destekle en üst düzeye çıkarmayı hedefliyoruz.

Psikiyatrist ve Psikoterapist Emine Filiz Uluhan.