Çocuk ve Ergenlerde Antidepresan Kullanımı

Antidepresan ilaçlar, psikiyatrik tedavilerde yetişkinler kadar çocuk ve ergenlerde de kullanılmaktadır.

Antidepresanların bir özelliği de sadece depresyon tedavisinde değil, yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal fobi, özgül fobi, okul fobisi, obsesif-kompulsif bozukluk, panik bozukluğu, yeme bozuklukları gibi pek çok psikiyatrik bozuklukta da etkin bir tedavi aracı olmalarıdır.

Psikiyatrik ilaçlar halk arasında yanlış inanışlara sahip olunan ilaçların başında gelir. Çocuk ve ergenlerde antidepresan ve diğer psikiyatrik ilaçların kullanımı ise ebeveynler için büyük merak konusu olmaktadır. Antalya psikiyatri ve psikoterapi merkezi olarak bu yazımızda antidepresan ilaçların çocuk ve ergenlerde hangi ruhsal bozukluklarda kullanıldığı, bu ilaçların nasıl kullanılması gerektiği, olası yan etkileri ve var olan yanlış inançlarla ilgili bilgiler vereceğiz.

Antidepresan ilaçlar aşağıdaki psikiyatrik bozukluklarda çocuk ve ergenlerde kullanılabilir.

1.)Depresyon:

Depresyon yetişkinlere mahsus bir hastalık değildir. Çocuk ve ergenler de ruhsal çöküntü yaşayabilir, depresyona girebilir. Oyunlara ilgisizlik, eskiden hoşlandığı oyunlardan zevk almama, sık sık nedensiz ağlama nöbetleri, içine kapanma, aşırı sinirlilik, öfke patlamaları, uyku-yeme-tuvalet alışkanlıklarında bozulmalar, okula uyumsuzluk gösterme, okul başarısında düşme, karın ve baş ağrısı gibi nedeni anlaşılamayan bedensel şikayetler, mutsuz ve üzgün bir yüz ifadesi çocuklarda sıklıkla rastladığımız depresyon belirtileridir.

2.)Sosyal fobi:

Sınıfta parmak kaldıramama, bildiği sorulara bile yanıt vermekten kaçınma, göz teması kuramama, iletişim halinde yüz kızarması, okul gezileri, kantinden alışveriş yapma gibi sosyal ortamlardan uzak durma gibi belirtiler çocuğunuzda sosyal fobiye işaret edebilir.

Seçici konuşmazlık ya da selektif mutizm denen durum ise sosyal fobinin en ağır şekli olup, çocuğun aile bireyleri ve birkaç arkadaşı dışında hiç kimse ile sözel ya da bedensel iletişim kurmaması ile karakterizedir.

3.)Yaygın anksiyete bozukluğu:

Zaman zaman çocuk ya da erişkin herkesin yaşayabileceği kaygı, endişe, korku, heyecan, sıkıntı hali nedensiz, sık ve yoğun bir özellik kazandığında psikiyatrik bir sorun haline gelebilmekte, hayatı ciddi biçimde olumsuz etkileyebilmektedir. Bu durumda gelecekle ilgili aşırı kaygılar, alınganlık, küsme ve kırılma gibi kişiler arası ilişkilerde bozulmalar, başarısızlık korkusu, geçmişte yaşanmış şeyleri yeniden gündeme getirip fazlaca düşünme, uykusuzluk, karın ve baş ağrısı gibi somatik şikayetler görülebilmektedir.

4.)Özgül fobi:

Karanlıktan, yalnız yatmaktan, öcü-hortlak gibi doğaüstü güçlerden, şimşekten, böcekten, fırtınadan, yüksekten, kandan korkma gibi pek çok özgül fobi çocuk ve ergenlerde de karşımıza çıkar.

5.)Okul fobisi:

Özellikle okula yeni başlayan çocuklarda sıklıkla görülür. Anneden ayrılma ve okulla ilgili aşırı endişe ve korku nedeniyle çocuk okula gitmek istemez, okula gidiş saatlerinde evde kriz çıkar. Bulantı, kusma, karın ağrısı, baş ağrısı, bayılma gibi belirtiler de okul fobisine eşlik eder.

6.)Ayrılma anksiyetesi:

Anneyi kaybetme, kendine ya da anneye kötü bir şey olacağı korkusunun yarattığı, yalnız yatamama, okula gitmekte isteksizlik, annenin peşinden ayrılamama gibi belirtilerle karakterize yoğun endişe, korku ve kriz halidir.

7.)Obsesif-kompulsif bozukluk:

Yetişkinlerin önemli bir psikiyatrik bozukluğu olan obsesif-kompulsif bozukluğa çocuk ve ergenlerde de sık rastlanır. Eşya ya da oyuncakların düzeniyle aşırı uğraşama, sık ve uzun süreli el yıkamalar, anlamı olmaksızın bir takım davranışları tekrarlama, aşırı iğrenme ya da tiksinme duygusu obsesif-kompulsif bozukluk bulgularındandır.

8.)Çocuklarda panik bozukluğu:

Kalp çarpıntısı, nefes alamama, boğulma hissi, terleme, sıcak basması, bayılma hissi gibi bulgularla kendini gösteren panik ataklarla karakterize bir hastalıktır. Ataklar beklenmedik zaman ve yerde ortaya çıkarak çocuğun hayatını olumsuz etkiler.

9.)Somatoform bozukluklar:

İnsan psikolojisi ile bedeni arasındaki derin ilişkilerden kaynaklanan somatoform bozukluklar konversiyon bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, hipokondriazis, ağrı bozukluğu, beden dismorfik bozukluğu gibi hastalıkları içerir. Belirtiler bedenle ilgili olmasına karşın hastalığın sebebi psikolojik nedenlerdir. Geçmiş yıllardaki düşüncelerin tersine çocukların da geniş bir ruhsal ve zihinsel dünyalarının olduğu, çocuklarda da bir takım psikiyatrik bozuklukların oluşabileceği artık su götürmez bir gerçektir. Çocuklarda da her türlü somatoform bozukluğa rastlanabilir.

10.)Yeme bozuklukları:

Ergen kızlarda yeme bozuklukları sıktır. Anoreksiya nevroza ve bulimia nevroza bu grup hastalıklardandır.

Psikiyatrik bozuklukların tedavisi günümüzde önemli ilerlemeler kaydetmiş, farklı ilaçlar geliştirilmiştir. Depresyon tedavisinde kullanılan antidepresanlar da sadece depresyonda değil yukarıda özetlediğimiz ruhsal bozukluklarda da başarı ile kullanılabilmektedir. Çocuk ve ergenlerde de antidepresan ilaçların kullanım endikasyonu vardır. Psikiyatrist ve çocuk psikiyatristleri uygun gördüğü taktirde gerek antidepresanları, gerekse diğer psikiyatrik ilaçları doktor takibinde kullanmaktan kaçınmamalısınız.

Çocuğunuzda bir antidepresan ilaç kullanmak gerektiğinde psikiyatristiniz şunlara dikkat edecektir.

Çocuğa antidepresan ilaç başlarken ilk kural mümkün olan en düşük dozla başlamaktır. Alınan yanıt ve yan etki durumuna göre ilaç dozu arttırılabilir. İlacın hangi dozda, hangi aralıklarla ve ne kadar süre kullanılacağına psikiyatristiniz karar verecektir.

Serotonin geri alım inhibitörleri, çocukların depresyon ve benzeri ruhsal bozukluklarında tercih edilen ilk antidepresan ilaç grubudur. Fluoksetin, sertralin, fluvoksamin, paroksetin, sitalopram bu grup ilaçlardandır. Trisiklik antidepresanlardan anafranil de çocuklarda kullanılabilmektedir. Tedavinin olumlu etkilerinin ortaya çıkması için birkaç hafta geçmesi gerektiği unutulmamalıdır. Özellikle tedavinin ilk günlerinde bulantı, baş ağrısı, sinirlilik, uykusuzluk, baş dönmesi, döküntü, kaşıntı, terleme, ateş basması, ağız kuruluğu, ishal, kabızlık, çarpıntı, uyuşukluk gibi yan etkilere rastlanabileceği bilinmelidir. Yan etkiler hakkında ailenin bilgilendirilmesi psikiyatristin asli görevlerindendir.

Psikolojik bozuklukların tedavisinde psikoterapi de önemlidir. Psikoterapi tek başına yeterli olabildiği gibi ilaçla birlikte de uygulanabilir. Çocuk ve ergen psikoterapilerinde deneyimli ve uzman bir psikiyatrist-psikoterapist bulmak gerekir. Çünkü psikoterapi basitçe konuşmak, önerilerde ve telkinde bulunmanın ötesinde bir tedavi yöntemidir.

Antidepresan ilaç tedavisine başlanan bir çocuğun ailesinin ilk aklına gelen sorulardan biri tedavinin ne kadar süreceğidir. Burada standart bir süre olmayıp, en az 4-6 aylık bir tedavi gerekeceği, bu sürenin daha da uzayabileceği bilinmelidir. Doktora danışılmadan ilaç kesilmemelidir.

Psikiyatri pratiğinde karşılaştığımız önemli sorunlardan biri de ilaç prospektüsünü okuyarak gereksiz endişelere kapılmaktır. Prospektüs bilgilerinde ilaç kullanımı sırasında çok nadir de olsa ortaya çıkabilecek her türlü olumsuz durum yan etki olarak yazılmak zorundadır. Bunları bilmek elbette önemlidir, ancak rutin kullanımı etkilemeyecek düzeyde az görülen bu yan etkiler bazı aileleri büyük kuşku ve endişeye düşürmekte, ilaca karşı tavır alınmasına yol açabilmektedir. Bu da psikiyatrik tedavilerin önünde önemli bir engeldir. Hekiminiz en sık karşılaşılan yan etkiler konusunda sizi bilgilendirmeli, yan etkiler ortaya çıkarsa ne yapmanız gerektiğini söylemelidir. Bunlar dışında olumsuz bir etki görüldüğünde ise siz hemen ilacı kesmeli ve doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

Çocuk ve ergenlerde antidepresan ilaç kullanırken yukarıda saydığımız yan etkiler dışında davranışsal aktivasyon, hipomanik ya da manik atakların ortaya çıkması daha seyrek bir durum olsa da mutlaka bilgi sahibi olmalısınız. Davranışsal aktivasyonda çocukta aşırı hareketlilik, dürtüsellik, çok konuşma, sinirlilik, öfke, inat, büyüklere karşı gelme ile karakterize bir klinik tablo ortaya çıkar. Hipomanik ve manik ataklar ise davranışsal aktivasyonun çok daha ileri şeklidir. Aile ve çocukta bipolar bozukluk öyküsü varsa hipomanik ve manik atak riski artar. Riskli gruptaki çocuk ve ergenlerde antidepresan kullanımında çok dikkatli olunmalıdır.

Özetlersek, antidepresan ilaçlar psikiyatrik bozuklukların tedavisinde önemli bir yere sahip, çoğu yan etkisi kolayca tolere edilebilen ve zamanla kaybolan, bağımlılık yapmayan ilaçlardır. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuk ve ergenlerde de belli kurallar dahilinde ve hekim kontrolünde güvenle kullanılabilir.