Alkol Bağımlılığı ve Tedavisi

Alkolik ve alkolizm terimleri alkol bağımlılığında kullanılan en bilinen kavramlar olmakla birlikte, Dünya Sağlık Örgütünün tanımlamasında alkol bağımlılığı sendromu, alkolizm yerine kullanılmaktadır.

Klasik tabiriyle alkolizm, alkol alımının yarattığı psişik etkileri yaşamak ya da yokluğun yarattığı rahatsızlıktan kurtulma amacıyla sürekli ya da periyodik alkol alma durumudur. Tolerans her vakada söz konusu olmayabilir.

Pers kralı Cambyses M.Ö 6. Yüzyılda yaşamış olup, alkol bağımlılığı ile tarihe geçen ilk kişidir.

Alkol kullanımı ve alkol bağımlılığı hemen tüm dünya ülkelerinde ciddi bir sağlık sorunu haline gelmiş olup, çok yıkıcı etkileri olan psikiyatrik bir bozukluktur.

Evlilikte geçimsizlik, aile içi şiddet, partner şiddetine uğrama, yaralanma eğilimi gibi bir çok sorun alkol bağımlılığın da oldukça sıktır. Alkol bağımlılığında ortalama insan ömrü 12 yıl kısalmaktadır. Alkol, bilişsel faaliyetleri belirgin olarak geriletmekte, bilişsel çözümlerdeki başarımı ciddi derecede düşürmektedir.

Alkolizmin psikiyatride yarattığı en önemli klinik tablo depresyondur. Alkoliklerin yüksek intihar oranları da depresyonla ilişkilidir. Alkol bağımlılığı çoğu kez kişilik bozuklukları ile bir arada görülür.

Alkol ve alkol kullanımı ile halk arasında bazı yanlış inançlar vardır. Doğruları şöyle özetleyebiliriz.

  • Alkolün merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkileri olmakla birlikte yoğun bir depresan etkisi mevcuttur.
  • Bilinenin aksine alkol rahat uyumayı sağlamaz, uyku kalitesini bozar.
  • Entoksikasyona bağlı motor belirtiler gelişmeden çok önce karar verme yetileri bozulur.
  • İçkileri karıştırmak entoksikasyonu hızlandırmaz, asıl olan kandaki alkol oranıdır.
  • Kahve içmek alkolün entoksikasyon düzeyini etkilemez.
  • Alkol en az eroin kadar bağımlılık yapma potansiyeline sahiptir.
  • Bira gibi hafif alkollü içkilerin bağımlılık yapmayacağı fikri yanlıştır. Bira içerek de önemli derecede alkol alabilir ve bağımlılık geliştirebilirsiniz.
  • Alkol esrardan daha tehlikesiz değildir.
  • Aşırı alkol tüketiminde organik beyin hasarı karaciğer hasarından önce gelebilir.
  • Alkol yoksunluğunun fizyolojik belirtileri eroin ve benzeri opiatlar kadar ağır olup, ölüm riski onlardan aşağı değildir.
  • Alkol cinsel davranışa ket vurmayı azaltması nedeniyle afrodizyak gibi görülse de aslında cinsel performansı azaltır.

Alkol beyin üzerinde ciddi bozukluklara neden olur. Psikiyatriyi de en çok bu kısım ilgilendirir. Bellekte boşluklar, öğrenme yeteneğinde azalma, yargıda bulunma gibi zihinsel becerilerde bozulma, benlik denetiminde zayıflama alkolün beyin üzerindeki etkilerindendir.

Alkol kullanımı ve bağımlılığı psikososyal etkileriyle psikiyatri ve psikolojiye damgasını vurur. Kronik halsizlik, aşırı hassasiyet ve depresyon sık karşılaşılan klinik tablolardır.

Alkol ilk başlarda zorlu durumları, katlanılamayan gerçekleri, sosyal baskıları perdeleyerek ve bireyin yeterlilik ve değerlilik hislerini arttırarak stresle başa çıkmada yararlı bir araç gibi algılanır. Zaman içinde akıl yürütme fonksiyonu geriler, yargı yeteneği zayıflar. Kişilik aşamalı olarak kötüleşir. Davranışlar hoyrat bir yapı kazanır, uygunsuz davranışlar çoğalır. Kişi giderek sorumluluklarından kaçmaya başlar, sorunu hakkında hassas ve asabi olur. Alkolle ilgili konuşmak istemez.

Aşırı alkol kullanımı psikotik tablolar yaratabilir. Kafa karışıklığı, heyecan ve deliryumla giden akut psikotik klinik yanında uzun süre aşırı içen alkol bağımlılarında görülen deliryum tremenste zamanı ve yeri tanıyamama, yılan, fare veya böcek gibi canlılarla ilgili halüsinasyonlar, akut korku nöbetleri, telkine aşırı açıklık, el, dil ve dudaklarda şiddetli titreme, terleme, ateş, çarpıntı, tansiyon değişiklikleri görülür.

Alkol bağımlılığını yapısal yatkınlık, çevresel teşvik ve alkolün kendine özgü biyokimyasal özelliklerinin karıştığı çoklu bir çerçevede ele almak gerekir.

Alkolikler alkole sadece fizyolojik olarak değil, güçlü bir psikolojik bağımlılık da gösterirler.

Alkol bağımlılarında psikolojik olarak kırılgan bir yapı vardır. Alkol bağımlısı bireyler duygusal açıdan tam olgunlaşmamış, beklentileri çok yüksek, övgü ve takdire gereğinden fazla ihtiyaç duyan, engellenme toleransları düşük, erkek ya da kadın rollerinde kendilerini yetersiz ve güvensiz hisseden bir yapıdadırlar.

Son yıllarda yapılan çeşitli psikiyatrik araştırmalarda alkol bağımlılığı ile antisosyal kişilik, depresyon ve şizofreni arasında ciddi bağlantılar bulunmuştur. Tipik bir alkol kullanıcısı çoğu kez yaşamından hoşnut olmayıp, stresle mücadele edememekte ya da etmek istememektedir.

Ergenlerde alkole başlamanın birinci nedeni ise akranları arasında popülerlik ve kabullenilme düzeylerinin artması beklentisidir. Birçok ergen alkolün gerilim ve kaygıyı azaltmasını, yaşamdan alınan zevki arttırdığını da öne sürer.

Aşırı alkol kullanımı boşanma sebepleri arasında başta gelir. İnsan ilişkilerindeki bozulmanın yanı sıra ekonomik ve cinsel sorunlara sebep olması da bunda etkendir.

Alkol Bağımlılığı Tedavisi:

Alkol bağımlılığı tedavisi zorlu bir süreçtir. Birçok alkol bağımlısı dibe vurmadan yardım istememekte, son ana kadar sorununu yadsımayı tercih etmektedir. Terapiyi yarıda bırakan hasta da çoktur.

Alkol bağımlılığı tedavisinde öncelikle alkolden arındırma esastır. İkinci sırada fiziksel rehabilitasyon gelir. Son ve asıl tedavi aşaması ise alkol kullanma davranışının denetim altına alınıp, kişinin alkol almadan hayattaki sorunlarla başa çıkma becerilerinin kazandırıldığı psikoterapi aşamasıdır.

Alkolden arındırma tedavisinde uykusuzluk, baş ağrısı, sinirlilik, sindirim sistemi bozuklukları gibi alkol yoksunluk belirtileri ile mücadele edilir. Burada farklı ilaçlardan yararlanılabilir.

İçki içmesi denetim altına alınan hasta, psikolojik tedavi ile tedavinin son kısmına geçer. Bireysel ve grup terapileri alkol bağımlılığı tedavisinin ana unsurudur. Birçok psikiyatrist grup terapilerinin bireysel psikoterapi kadar, hatta daha etkili olduğunu savunur.

Grup terapilerinde alkol kullanıcıları sorunlarını yadsıma ya da küçük görme eğilimleriyle daha kolay yüzleşir. Grup terapileri çoğu kez aile üyelerini de içerir ve aile terapisi şeklinde ilerler.

Alkol bağımlılığı tedavisinde bireysel psikoterapide ise en etkili yöntem davranışçı ve bilişsel davranışçı terapidir. Alkolle ilgili spesifik bilgilerin verilmesi, alkole bağlı yaşanabilecek durumlarla ilgili başa çıkma becerilerinin kazandırılması bilişsel davranışçı terapideki hedeflerimizdir.

Alkol bağımlılığı tedavisinde kişilik bozukluğu ya da duygu durum bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklar da mutlaka tedavi edilmelidir.

Tedavinin devamında alkolden uzak durma ve özdenetimin sürdürülmesi önemlidir. Nüksetmeyi önlemede de bilişsel davranışçı terapinin önemi büyüktür.

Alkol bağımlılığı tedavisinde Antalya psikiyatri ve Antalya psikoterapi merkezi bireysel psikoterapi ve grup terapileriyle hizmetinizdedir. Gerek alkol bağımlılığı tedavisi, gerekse madde bağımlılığı tedavisinde Antalya psikiyatri ve Antalya psikoterapi merkezinden her türlü psikolojik ve psikiyatrik desteği alabilirsiniz.

Psikiyatrist ve Psikoterapist Filiz Uluhan.

Madde Bağımlılığı Tedavisi Antalya, Alkol Bağımlılığından Kurtulma.